kaasım's notes (22) 

Please wait...
Sorry, the note you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't post your note right now. Please try again later.
To post a note you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off notes.
Sorry, we can't delete your note right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of notes that can be posted in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to post notes disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish posting your note.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To post a note, sign in with your Windows Live ID (it's your Hotmail, Messenger, or MSN account). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

Dianawrote:
· Si yo se que tú eres, y tú sabes que yo soy, quién va a saber quien soy yo cuando tu no estés.

· Todo mundo quiere tener un amigo, pocos se toman la molestia de ser uno.

· Lo mejor no es tratar al amigo sino al enemigo hacerlo amigo.

· Un Amigo nunca te dice lo que Tú quieres escuchar, te dice la verdad y lo que es mejor para ti.

· Quiero ser tu fortaleza en tu debilidad, quiero ser tu apoyo y contigo poder contar.

· Tu significas para mi más de lo que las palabras pudieran expresar.

· En la frase: "un amigo verdadero", verdadero redunda.

· Una persona sin amigos es como si viviera en el desierto.

· La amistad nace del corazón y muere persiguiendo un amor...

· Cada vez que mires el cielo y veas una estrella moverse acuérdate de mi.

· No estés triste... busca alguien con quién hablar...

· Lo amigos son la familia que se escoge.

· Los mejores amigos son como las estrellas, aunque no siempre se ven, sabes que están ahí.

· Los amigos son personas que siempre están ahí, los amigos agradables compañías que a veces incordian, que te quieren, pero sobretodo que hacen que la risa sea mas agradable.

· Amigo es aquel que cuida las espaldas mientras tú se las cuidas a él.

· Un amigo es como un trébol, es difícil de encontrar y da buena suerte.

· Un amigo es aquel que conoce todos tus defectos y a pesar de ello te quiere.

· Ofrecer amistad a quien pide amor es como dar pan a quien muere de sed.

· Si realmente sabes lo que es la amistad, habrás perdido el corazón... por qué se lo habrás entregado a los demás.

· La única manera de poseer un amigo es serlo.

· El verdadero amigo es como la sangre, que acude a la herida sin ser llamado.

· Un amigo es aquel que te tiende su mano aunque no la merezcas.

· El verdadero amigo es el que sabe todo sobre ti, y sigue siendo tu amigo.

· El amigo leal se ríe de tus chistes, aunque no sean tan buenos; y se conduela de tus problemas, aunque no sean tan graves.

· La amistad supera a las circunstancias.

· Un amigo es el que a pesar de las distancia se acuerda de los momentos importantes que vivierón.

TE QUIERO!

I LOVE YOU!

SENI SEVIYORUM!

http://www.youtube.com/watch?v=J2k0lR5LY48
Oct. 15
vuslatımwrote:
Geldim,
ilk gelişim değil ki,
yaşarsam biliyorum,
son gelişim de olmayacak...
nasıl geldim ise önceleri,
yine geldim..
gelmem gerektiği için geldim
sen, gelenleri reddetmediğin için geldim..
utanmadan,
sıkılmadan geldim..
başka kapım yok ki gidecek,
gelişler sana olduğu için,
gidişlerin sana olması gerektiği için..
yolların çıkışı, varışı Sen olduğun için..
işlediğim,
bin kabahata, bin günaha rağmen..
af talebi için geldim..
bağışlaman için..
merhametine geldim,
Rahmetine..
içime düşen bir pişmanlık sebebi ile..
bir kez daha,
bir kere daha..
geldim, tövbe,
bakacak yüzüm yok..
duracak halim yok..
içime düşen ateş ile geldim,
gözyaşlarım ile geldim..
Sana gelinmesi lazım,
birgün hepten sana gelinecek..
o gün gelmeden gelinmesi gerektiği için geldim..
geldim..
kötülüklerim ile..
çirkinliklerim ile..
sol yan kefesi dolu..
taşıyamadığım ağırlıklar ile geldim..
içime doğduğunda tekrar aşk,
yaktığında bağrı,
YANIYORUMMM..
gidiş yerim yok, çarem yok,
boynum bükük, yüzüm yok,
hiçliği tekrar yaşıyarak,
kalbe doğan ümid ile,
ellerimi açarak yavrunun anneye duyduğu hasretten daha büyük bir hasret ile,
bilerek, görerek, isteyerek geldim,
tövbe..
mülküm işte,
mülkiyetinin içinde bazen şımarık bir çocuk edası ile
isyan
nisyan
hata,
günah ne varsa....
mülkünüm işte..
düştüğümde aşkın içinede..
mülkünüm..
hepsini red ediyorum,
merhamet af diliyorum,
pişmanlık duyuyorum,
Sana sığınıyorum, SAHİBİME,
RABBİME..
Beni benden iyi bilensin..
içimi dışımı herşeyi bilensin..
Yarab!
ümitsizlikler kapısı değil ki kapın..
bu umud ile geldim
tövbe..
tövbeleri kabul eden olduğun için geldim..
Geldim..
Bugün yine Sana geldim..

Oct. 11
GÜLİSTANwrote:
Bir buluttan bir damla yağmur düştü.Bu damla denizin genişliğini görünce utandı:
” Şu deniz denilen yerde ben kim oluyorum? Eğer deniz buysa gerçekten ben hiçim ” dedi.
Damla,kendisini hor görünce sedefin biri onu koynuna alıp seve seve besledi.
Felek de onun işini öyle düzgün yürüttü ki, nihayet padişahlara yaraşan namlı bir inci oldu.
Hasılı bu yüceliği kurumsuz olmakla buldu; Yokluk kapısını çaldığı için var oldu.


(Şeyh Sadi-i Şirazi’nin Gülistan’ından)


Evet, kendini beğenen belâyı bulur, zahmete düşer;
kendini beğenmeyen safâyı bulur, rahmete gider.
( Mektubat)
CUMANIZ MÜBAREK OLSUN... RABBİM AFFINA MAZHAR OLAN KULLARINDAN OLMAYI NASİP EYLESİN.. SEVGİLER...
Sept. 11
Sevdiğime Pişmanım Şimdi

Adını kalbime kanla yazmışım,
Sahte gülüşleri gerçek sanışım,
Yalan sevgine nasılda kanmışım,
Seni sevdiğime pişmanım şimdi.

Sevgime karşılık beklemek suçmuş,
Aşk denilen kelime demek ki boşmuş,
Senin beni sevmeye niyetin yokmuş,
Seni sevdiğime pişmanım şimdi.

Beni sevgiyi yaşamadan bitirdin,
Güz güllerini açmadan soldurdun,
Biçare bedenimi ateşsiz yaktın,
Seni sevdiğime pişmanım şimdi.

Beş vakit semaya ellerini açtınmı,
Ağlaya ağlaya dualar ettinmi,
Neden ben diye isyan ettinmi,
Seni sevdiğime pişmanım şimdi.

Her gördüğüm yüzde seni aradım,
Senden sonra kimseleri sevemedim,
Senden kaçıp hiçbir yere gidemedim,
Seni sevdiğime pişmanım şimdi.

Doğduğuma pişman ettin sen beni,
Hayallerime emanet ettim ben seni,
Kula kul edip yok ettin sen beni,
Seni sevdiğime pişmanım şimdi.

Kendimi bile bile ateşe attım,
Bir sevgi uğruna bak nasıl yıprandım,
İntihar düşüncelerini içime saldın,
Seni sevdiğime pişmanım şimdi.

Hiç bitmeyen acılarla uyandım,
Kimsesiz sokaklarda bomboş dolaştım,
Sensizliğin çığlığını kimseye duyurmadım,
Seni sevdiğime pişmanım şimdi.

Azraile yalvardım gel canımı al diye,
Bu kadar acılar çektirdin bana niye,
Mezarıma yazsınlar bir vefasız için öldü diye,
Seni sevdiğime pişmanım şimdi.
Aug. 16
ZORDAYIM YA RASULALLAH


UÇURUM KENARINDA HAYATIM
DARDAYIM YA RASULALLAH
FİRAKINLA YANMAKTAYIM
ZORDAYIM YA RASULALLAH

NEFSİM BENİ BIRAKMIYOR
ŞEYTAN BENDEN OYNUYOR
DÜNYA BENİ KANDIRIYOR
ZORDAYIM YA RASULALLAH

NE OLACAK HALİM BENİM
SANA LAYIK ÜMMET DEĞİLİM
GÜNAHKARSAM DA SENİ PEYGAMBERİM BİLDİM
DARDAYIM YA RASULALLAH

RUHUM IZDIRAP İÇİNDE
ACI GARİP HALİME
ŞEFAAT ET BU MİSKİNE
ZORDAYIM YA RASULLAH

EY ADI DİLLERE DESTAN
EY ŞANI SEMAYA ULAŞAN
EY HAKKA EN YAKIN OLAN
DARDAYIM YA RASULLAH

NOLUR BANA YÜZÜN ÇEVİRME
NOLUR BENİ DEFTERİNDEN SİLME
MUHTACIM BEN SANA HERKERE
ZORDAYIM YA RASULLAH...?selam ve dua ile inş
July 28
Sen Yanık Sevdamsın Efendim...!!!



Sen yaralı serçemdin benim. Yüreğime kondun, bense söz eyleyip dilimden uçuramadım seni ya Resûlallah!

Kalbim seninle tanıdı sevdayı, bense kırmızı bir gül verip canana, tanıtamadım seni ya Resûlallah!

Ruhum sensiz kördü, karanlıktı. Sen, gören gözü idin ruhumun. Bense nefs gözlüğümü çıkarıp, gözümün ta içine bakanlara gösteremedim seni ya Resûlallah!

Sen ıslah ettin yüreğimi, huzuru oldun kalbimin. Bense nice sıkıntılı dostlarıma, yüreğimdeki senden bir buket sunup, huzur veremedim ya Resûlallah!

Sen solmasını istemediğim çiçeğiydin ruhumun, bense sünnetullah deryasından bir bardak su dökemedim sana ya Resûlallah!

Sen ziyafet verdin gönlüme, bense hadis sofrasına oturup lezzetini tadamadım ya Resûlallah!

Sen dertlerime ilâçtın, dermandın yaralarıma. Bense gözyaşlarımı su eyleyip içemedim seni ya Resûlallah!

Sen ki ahlâk merdiveninin zirvesindeydin. Bense terbiye çarığını giyip, huzuruna çıkamadım ya Resûlallah!

Sen bir hoşgörü pınarıydın, usulca aktın kalbimin derinliklerine. Bense içerine girip, günah kirlerimi yumamadım ya Resûlallah!

Sen ki yanık sevdamdın benim. Seni göremeyişin, göremeyecek oluşun ümitsizliği ateş olup yaktı beni. Bense Rahman'dan bir damla rahmet dilenip, bu ateşi söndüremedim ya Resûlallah!

Sen olmasan yoktu yüreğim, sen ki her şeydin benim için. Bense hiçbir şeyliğimi bilip, her daim boynumu bükemedim ya Resûlallah!

Yaşanılmaya en lâyık aşk sende idi, görülesi göz, duyulası söz sende. Bense Asr ı Saadet'e benzemeyen şu ömrümde, seni bulamadım ya Resûlallah!
July 16
TAHİRHAN ÖZMEN OSMANLI PAŞA...(Çevrimiçi)yazan:
Türkiye!de Bir ilki Gerçekleştiriyoruz..SON 10 YILDA TRAFİK KAZALARINDA 8/8 ŞÖFÖRLER KUSURLU OLSALAR DAHİ VEFAT EDEN VEYA SAKAT KALANLARIN,GERİDE KALAN YAKINLARINA HAKLARI OLAN ALMALARI GEREKEN TAZMİNATLAR KONUSUNDA MAĞDURLARIN YANINDA OLMAK VE ONLARIN ACILARINI SİGORTASIZ VEYA FAİLİ MEÇHUL BİR ARAÇ TARAFINDAN MEYDANA GELEN ÖLÜM,DAİMİ SAKATLIK VEYA YARALANMA İLE SONUÇLANAN TRAFİK KAZALARINDA TAZMİNAT VE TEDAVİ MASRAFI İSYERİ KAZALARI KARA DENİZ VE HAVA ARAÇLARINDAKİ KAZALARDAN DOLAYI ÖLÜM VE DAİMİ SAKATLIK VEYA YARALANMALARDA TAZMİNAT VE TEDAVİ MASRAFLARINI TOPLU TAŞIMACILIK DA KULLANILAN ARAÇLARDA YAŞANAN KAZALARDA ÖLÜM,DAİMİ SAKATLIK VEYA YARALANMALARDA TAZMİNAT VE TEDAVİ MASRAFLARINI PROFESYONEL ÜSTÜN DENEYİME SAHİP HASAR UZMANLARI VE HUKUK MÜŞAVİRİ İLE HUKUKİ ÇEVREDE ARAŞTIRARAK HİZMET VERMEKTEYİZ.MAĞDURİYETİNİZ GİDERİLİNCEYE KADAR SİZDEN HİÇBİR KARŞILIK BEKLENMEZ ........TEL:0537.838.94.97........İŞ:0276.227.48.61 FAZ:0276.227.48.61 BİZİ ARAYIN ÇEKİNMEYİ,N...HERZAMAN YANINIZDAYIZ.
July 14
CAN AHMEDİM


Senin aşkınla yaşamak
Bir mutluluk bir huzurdur
Can ahmedim sana ermek
Bir şereftir bir onurdur

Senin için can vermek
Ölümlerin engüzelidir
Senin mübarek yüzünü görmek
En güzel duygudur

Aşsam çölleri gelsem sana
Yüzüm gözüm sürsem sana
Hiç doyulur mu söyle bana
Senin gibi bir sultana

Hasretinle yana yana
Geliyorum ben ravzana
Can kurbandır yaradana
Geliyorum can ahmedim
July 9
Peygambere Özlem



Elbet birgün bizede gelecek sıra
Kul yaşadıkça yaklaşır ona
Sevenler gidip kalmak varya en sona
İşte bu kahreder nasıl dersin ağlama

Sensiz güneş doğmuyor
Sensizlik yürek dağlıyor
Yokluğun acı veriyor
Bıraktığın sevgi artık yetmiyor

Hak yoluna çağırdı
Kafirlerle savaştı
Güzel ahlakıyla tanındı
Oydu kalplerin sultanı

Geçti artık üzülme deseler bile
Bütün dünyayı verseler ele
Kim ne derse kalbini dinle
Elbet yönlendirecek seni en güzele

Sana peygamberim rehberim dedik
İsmin her geçtiğinde salavatlar getirdik
Verdiğin bütün mücadeleyi hiç bilmedik
Hayatına bakım çektiğine ağladık

Yüce kur-anı da bize sen gösterdin
Yahudi hiristiyan dini bozar demiştin
Sakın onlara benzemeyin diye belirttin
Her zaman doğru yolda ilerlemeyi öğütledin

Gönlüme sevgin düştü düşeli
Geçti neredeyse bir ömür gibi
Ömrümden giden günler belli
Senin gittiğin güne hiç benzemedi

Kainatın efendisi
Sancağına koy bizleri
Şefaatinle sar bizleri
Senin yanında olsun bütün ümmeti MUHAMMEDİ


RESUL ALTUNER
July 4
Dava Bilal Gibi Sabretmek.....

Dava Bilal gibi kızgın kumlara ve taşlara rağmen ALLAH diyerek ölmektir...

Dava Yusuf gibi imtihana göğüs germek...

Köle olarak girdiği zindandan Peygamber gibi çıkmaktır..

Hamza gibi binlerce can feda etmektir...

Dava Halit bin Ziyat gibi şehitlere karışmak....

Dava Ebu Bekir gibi sadakat ister...

Cenneti değil yalnız ALLAHın rızasını diler...

Dava sahabe açken karnına iki taş bağlayan peygamberin davasıdır....

Dava atılan taşları tutup güller sunmaktır....

Dava düşman olarak girilen kapıdan dost çıkmaktır...

Dava bırakılan emaneti canı gibi korumaktır...

Dava Sümeyyenin örtüsü için canını vermesi ALLAHa canlarla gitmesidir...

Dava adaletin sevginin aşkın dostluğun sadakatin annesidir..

Dava yüz yaşında bile olsa ALLAHtan şehadeti dileyen Ebu Eyübel Ensarinin mücadelesidir...

Dava ezanlarda tek yürek olmak secdelerde ALLAHa varmaktır...

Ebu Cehillere dur deme... Zalimlere göğüs germe...

Zülme direnme haklının yanında haksızın karşısında olmaktır...

Bu dava gönül ister çokluk değil,birlik ister bu dava yüreğiyle Sevgiyle devleşerek iman ister...

Dava safını belirlemek imanını güçlendirmek senin rızan için bende buradayım Ya Rabbi diyebilmektir..

Dava çakıl taşları kadar denizler kadar çok günahı bile olsa onu affederek bir ALLAHa sahip olduğunu bilme davasıdır....

ALLAH (cc)sabrınızı daim, azminizi baki, Davanızı mübarek kılsın... (amin)
July 2
3 HAZİRAN ÇARŞAMBA

BAYRAMTEPE-BAŞAKŞEHİR KONFERANSINA DAVET

İSLAM TASAVVUF

VE MUTLULUK

KONULU KONFERANSA

TÜM HALKIMIZ DAVETLİDİR.

KONUŞMACI: ABDUL CABBAR BORAN

(Konferans sırasında yazılı sorularınıza cevap verilecektir.)

OSMANLI MEDENİYETLER İTTİFAKINI YAŞATMA DERNEĞİ

SAAT: 19.30– 23.00

YER: : OLİMPİYAT DÜĞÜN SALONU (SU DEPOSU DURAĞI) BAYRAMTEPE MAH. OSMANLI CAD. NO:37

BAŞAKŞEHİR / İSTANBUL.

GİRİŞ ÜCRETSİZDİR

June 1
GÜLİSTANwrote:
ALLAH Teala bir adama anlayış verirse, sarhoşun sözü bile adama ibret verir. Şaban-ı Şerif geldiği zaman ayyaşın biri hem içiyor hem de şu şarkıyı söylüyordu:

" İç iç, kana kana iç. Zira Ramazan gölgesi üstüne düştü.
" Yani Ramazan'da içemeyeceksin, demek istiyordu.

Bir imam efendi camiden çıkmış, evine gidiyordu.
Sarhoşun şarkısınu duydu. "Sarhoş ne güzel söylüyor ! Onun içtiği içki
benim içtiğim ise ömrüm. Ben gafletle ömrümü içiyorum. Ölüm gölgesi ise üzerimde.
Ecel gelmeden sen de dünyayı ganimet bil..."
diyerek zamanının ulu zatlarından biri oldu.

İnsan dünyaya ibretle bakmalı. Sarhoşada bakılsa ibret vardır.
Yeter ki insan ibret almasını bilmeli. Bunun yanı sıra neyi , ne için,
kime verdiğinide bilmeli. Canımı veremem, alacaklar... Malımı veremem, bırakıp gideceksin...Çoluk çocuğun ne olacak ?
Planların bitmeden gideceksin.

Ey Rabbim, canımızı gafletle alma, kamil imanla al. Şeytanın şerrinden halas eyle ey Rabbim. Karanlık toprağın soğukluğundan haberimiz yok. Işık olarak ameli salih nasip eyle. Enbiya-i Zişanın şefaatine, evliya-i izamın himmetine nail eyle.
Sadatın üzerimizdeki emeklerini zayı etme-amin!

Mehmet Ildırar. Semerkand Dergisi

HER NEFESTE ALLAH İLE BERABER OLABİLEN KULLAR OLMAK DİLEĞİ İLE...

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN... SELAM VE DUA İLE...
May 21
...........................Hz. PEYGAMBERE KOMŞU OLMANIN YOLU..........................

Hz. Musa aleyhisselâm, Tûri Sînâ’da Hak Teâlâ ile özel konuşma yaparken,
“Yâ Rabbi! Ahirette benim komşum kimdir?” diye sordu. Cenab-ı Hak ona;
“Yâ Musa! Senin komşun, falan yerde, falan kasaptır” diye vahyetti. Hz. Musa(a.s) hemen bahsedilen kasabın yanına gitti. Kasap Hz. Musa’ya(a.s) iman ediyor fakat kendisini tanımıyordu. Hz. Musa(a.s) adama;
“Beni misafir eder misin?” diye rica etti. Kasap “olur” dedi. Yemek zamanı gelince, kasap bir parça et pişirdi. Duvardaki asılı zembili aşağı indirdi, içinde bulunan ve zayıflıktan iki büklüm olmuş kadına eti yedirdi, suyunu içirdi, üstünü başını temizleyip zenbile koydu. Hz. Musa (a.s);
“Bu senin neyindir?” diye sordu. Kasap, “Annemdir. İhtiyar olup bu hale geldi. Tek başına oturamayıp düştüğü için böyle zenbilin içine koydum. Her sabah, akşam hizmetini ben görüyorum” dedi. Kasap annesine yemek verirken, annesi;
“Ya Rabbi, ben oğlumdan razıyım, sen de razı ol, oğlumu cennette Hz. Musa’ya(a.s) komşu eyle” diye dua ediyordu.
Hz. Musa (a.s) bu duayı işitti. Kasaba dönerek;
“Müjde sana, Allah Teâlâ annenin duasını kabul etti, senin günahlarını affetti ve seni cennette bana komşu yaptı” buyurdu.
Muhammed b. Münkedir (r.a) gecelerini ibadetle geçirirdi. Ama annesi kendisinden sabaha kadar ayaklarını ovmasını istediğinde namazını bırakıp annesinin isteğini yerine getirirdi. Ve bu hareketi nâfile namazından üstün sayılırdı. (Ebû Nuaym, Hilye, 3/150.)
Anne babaya iyi davranmak farzdır. Kötü davranmak haramdır. Yüce Allah’a şirkten sonra en büyük günah, anne babayı haksız yere incitmek ve haklarını çiğnemektir.
Allah Teâlâ, “Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye ettik” buyurmuştur. (Ankebût, 29/8.)
Resûl-i Ekrem (s.a.v) bir gün ashabına;
“Size büyük günahların en büyüğünü bildireyim mi?”diye sordu. Ashâb-ı kirâm, “Evet, bildir Yâ Resûlullah” dediler. Server-i Âlem, “Allah Teâlâ’ya şirk koşmak, anne ve babaya âsi olmaktır” buyurdu ve bir yere dayanmakta iken doğruldu. Sonra:
“İyi dinleyin! Bir de yalan yere şahitlik yapmaktır” buyurdu. (Buhârî, Edeb, 6, İsti’zân, 35; Müslim, imân, 38; Tirmizî, Tefsîr, Nisâ(nr.3017), Birr, 4.)
Görüldüğü gibi Fahr-i Âlem (s.a.v) anne babaya isyanı, onlara fena muamele etmeyi, onların hukukuna riayet etmemeyi, Allah Teâlâ’ya şirk koşmakla beraber zikretmiştir. Bundan şiddetle kaçınmalıdır.
Ebü’d-Derdâ (r.a) anlatıyor:
Resûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu işittim;
“Baba (ve anne) cennetin orta kapısıdır. İstersen(onlara hizmetinle) bu kapıyı muhafaza et, istersen (onları inciterek) bu kapıyı terk et.” (Tirmizî, Birr, 3 (nr. 1900); İbn Mâce, Edeb, 1 (nr. 3663).)
.........................................................................
Bugün anneler günüymüş. Peki anneler günü kutlu olsun. Tüm annelerin ALlah(c.c.) Yâr ve yardımcısı olsun.. Peki evlatlarara ne demeli bilmiyorum ki!
Düşünün şimdi, bir anne evladını 9 ay karnında besliyor. Hemde büyük bir titizlikle. Bu titizlik bir gün aksasa çocuk ölebilir. Dünyaya gelmeyebilir. Ve o anne bir çocuğun kendini tanımasına kadar, kendi ayakları üzerinde duracağı zamana kadar(Bir anne için evladı yaşı önemli değildir. Hala gözünde çocuktur) uğraşın, didinir, şefkat, merhamet, sevgi gösterir. Saçını süpürge eder. Ama biz ne yapıyoruz; Yalnızca bayramdan bayrama mezarlık ziyaretleri oda apar topar mezarlığa uğrar kaçıyoruz. ve yabancılar bir gün çıkarmışlar anneler günü diye. Bizlerde baş tacı etmişiz bu günü. Annelerimizin yüreği sızlar inanın. Koskoca 365 günde bir günümü annelere ayırıyoruz. Hediye alıyoruz. Bence bir evladın annesine en büyük hediyesi; salih bir evlat olması, tebessümlü gülmesi, yumuşak olmasıdır. Ve bunu "anneler günü" safsatası için de mi göstermeliyiz.
Anneler baş tacı diyoruz ama baş tacı yapılanlar anneleri istemiyor. Huzur evlerinde nice anne ve babalar var. Onlar bile yılda bayramlarda ziyaret ediliyor. Diğer günler unutuluyor.
Erkek arkadaşlar bilirler, askerde bile genelde anneler özlenir. Ben şahsen annemi çok özlemiştim. Nöbetimde de, eğitim alanında da böyleydim.
Annem o an yanımda yoktu belki ama o sevgimi eğitimini yaptırdığım acemi askerlere karşı gösteriyordum. Derslerimi onlar anlayana kadar anlatıyordum. Hem de bıkmadan. Bazen anladınız mı diyordum. anlaşıldı derlerdi. Bir soru sorardım. Cevap veren yok tabii.. Anlıyordum onları. Akılları fikirleri evlerindeydi. Anne, baba, evli olanların da aklı eşlerindeydi, çocuklarındaydı. Yaklaşımım hep bu doğrultudaydı.
Burada ne demek istediğimi inşallah anlatabilmişimdir.
Belki çok daha şeyler yazılabilir. Ama şu kısa zaman diliminde aklıma gelenleri yazmaya çalıştım. Annelerimize daha çok sahip çıkalım.
Onları başkalarına muhtaç duruma düşürmeyelim. Ne ekersek onu biçeceğiz. Bunu bilelim. Bugünkü sağlığımıza, güzelliğimize, yakışıklılığımıza güvenmeyelim. Varlığımıza , zenginliğimize güvenmeyelim. Bir rüzgar eser malı alır götürür. Bir hastalık musallat olur güzelliğini alır götürür..
Kalakalırsın bir başına. Viraneler gibi olursun. Yapayalnız kalırsın. Halinden anlayanın asla olmaz. Ve "Şefkat göstermeyen şefkat bulamaz" diyorum.
Her şeye rağmen bu düşüncelerim Allah'ın(c.c.) kişiye vereceği hidayet ile hissedilir. Fark edilir. Hidayet olmazsa göz görmez, kulak duymaz, kalp hissetmez. Sadece düşünmeyle değil. Pratiğe geçirmeli düşüncelerimizi davranışlarımızı gözden geçirmeliyiz.
Acaba böyle düşünmekle hatamı ediyorum bilmiyorum. Anneler..anneler...anneler..
Hani baş tacımızdılar. Hani cennet annelerin ayaklarının altındaydı.
Bizde ona göre davranalım.
Hayırlı ve mutlu günler siz değerli arkadaşımın olsun.
Her şey gönlünüzce olsun..
Allah(c.c.) Yâr ve yardımcımız Olsun.
TRabzondan selam ve sevgiler.
May 10
Söz Yangını......

Sessiz ve sinsi bir yangını haber veriyorum size. Görünmez bir depremin enkazını resmediyorum. Nefeslerimizle harladığımız, hece hece alevlendirdiğimiz bir yangını körüklüyoruz ağzımızda. Dilimizin her kıpırtısında ürkütücü fay hatlarını tetikleyen zelzeleler büyütüyoruz odalarımızda. Sevaphanemizi yakıyoruz dilimizle. İyiliklerimizi yerle bir ediyoruz dudağımızla. Kendi duruluğumuzu bulandırdığımız, kardeşlerimizi küçük düşürdüğümüz, doğrularımızı eğrilttiğimiz, yüzümüzü de sözümüzü de ikileştirdiğimiz “fiskos bombaları” döşüyoruz ağzımıza, aramıza, yuvamıza, sokağımıza…
Bir insan inandığını söylediğinde, kendisini Allah’la ilişkilendirir. Bir insan “mü’min” olduğunu beyan ettiğinde, artık Allah’la yaşamaktadır. O’nu kendine Vekil edinmiştir. O’nu kendine Velî edinmiştir. Mü’min, Allah’ın kulu olarak tanımlamıştır kendini. Öyle yaşar, öyle bilir ve öyle bilinsin ister. Vekil’i Allah olan ise dokunulmazdır. Velî’si Allah olana dil uzatılmaz. Kendine “Allah’ın kulu” olarak markalayan, o kutlu markanın ardındadır, onun kalitesi üzerine laf edilmez.
“Allah’ın kulu”nun hataları olabilir elbette. Ama o kulun Allah’ı, hatasından dönmesi için sabreder, dönüşünü bekler. Bir başkası, Allah’a kul olanın hatasını görür görmez onu cezalandırmaya kalkamaz, sırlarını yağmalayamaz. O zaman kendini Allah’ın önüne koymuş olur. [Bakınız, Hucûrat, 1]
Allah, kulunun ayıbını hemen yüzüne vurmaz, başkalarına ilan etmez. Bildiklerini hemen herkese her fırsatta söylemez. “Halîm” olarak bekler. “Tevvâb” olarak, dönmesi için mühlet verir. “Settâr” olarak kusurlarını gizler. Bir başkası araya girip, Allah’ın gizlediğini açığa vurma hakkına sahip değildir. Bir başka kul, acele edip “Allah’ın kulu”nun o kusurdan asla dönmeyeceğini varsayarak, Allah’ın kulunu o kusura indirgeyemez. Bir başkası, iyilikleri de olan, hatadan dönmesi de iyilik sayılan “Allah’ın kulu”nu hep kötülükten ibaretmiş gibi etiketleyemez. Bir başkası, Allah’ın hatasından dönmesi için beklediği, kusurlarını gizlemek için sustuğu kulunun hatırını hiçe sayıp, o kula ceza kesemez, konuşmaya kalkamaz. O zaman da kendini Allah’ın ve Resûl’ünün önüne koymuş olur [Yine bakınız, Hucûrat, 1]
Allah, kulunun hatalarını affedeceğini beyan eder. Hem de severek affeder. Affettiği için sitem bile etmez kuluna. Affettiğini hatırlatmaz bile kuluna. Bağışladığına, bağışladığını bile unutturacak denli nezaket ve anlayış sahibidir O. Hem de O, kulunun kusurunu bilmesiyle yaşadığı mahcubiyeti, kusursuzlukla kapılabileceği gururdan daha sevimli bulur. Hem de O, kulunun pişmanlığıyla döktüğü gözyaşını günahsızlığı sebebiyle kendini beğenmesinden daha makbul bilir.
Allah’ın kusurunu af ve bağışı için vesile eylediği kulunu kimse, affedilmez ve iflah olmaz ilan edemez. Allah’ın hatasıyla da sevdiği, hatta (tövbesine vesile olduğu için) hatası için sevdiği kulunu hiç kimse sevimsiz bulamaz. Yoksa, kendini Allah’ın Resûl’ünün önüne koymuş olur. [Daha dikkatlice bakınız, Hucûrat, 1]
Allah, mü’min kulunu dokunulmaz ilan etmiştir. [İnanmıyorsanız bir daha okuyun: Münafikûn’un 8. Ayetini: “İzzet, Allah’a, Resûl’üne ve mü’minlere aittir.”] Mü’min olmak şerefli olmak için yetiyor. Ek bir şart koymuyor Rabbimiz. Onurumuz Allah’a ve Resûl’üne göre yaşama çabasından besleniyor demek ki.. Allah’ın ve O’nun elçisinin garantörlüğü altındaymış mü’minin olarak dokunulmazlığımız. Allah’ın dokunulmaz kıldığına dokunan yanar! [Bir de Hucûrat 2’ye bakalım: “…yoksa yapıp ettikleriniz boşa gider, sevaplarınız yanar!]
Bir insanın, gıyabında da onurunun korunduğu, olmadığı yerde de saygı gördüğü, işitmediği kapı arkalarında da hatırının sayıldığı biricik medeniyetin mensupları olarak, gıybetsizliğe davet ediyorum sizi. Gıybet Gönülsüzlüğüne… Etlerimiz gibi sözlerimiz de “İslamî usulle kesilmiş” olsun istemez miyiz? İçkinin olduğu kadar gıybetin de “damlasını ağzıma değdirmedim” diyebilmeyi istemez miyiz?

SENAİ DEMİRCİ......

Apr. 24
Sende mi Unuttun Beni Bey?



Son günlerde bir surat bir surat ki gelinde
Çayımı bile yarım dolduruyor bey.
Allah'tan kulaklarım ağır işitiyor da
Duymuyorum ne söylediğini
Ama yine de hissediyorum bey;
Beni bu evde galiba istemiyor artık
Hey gidi günler heeey.
Oğlunu bilirsin vur kafasına al lokmayı
İki ara bir derede ne yapsın ana bu atsa atılmaz satsa satılmaz.
Bana artık gizli gizli sarılıyor bey.
Dün akşam uyurken öptü beni biliyor musun?
Nasıl ağırıma gitti nasıl
Artık akide şekeri de getirmiyor.
Hani dişlerim yok ya güya yerken garip sesler çıkarıyormuşum da
Çocuklar iğreniyormuş benden.
Yokvallahi yalan bey hiç yapar mıyım ben öyle şey?
Gelin çocuklara masal anlatmamı da yasakladı
Üstelik seninle konuşuyormuşum diye duvardaki resmini biryere sakladı
Olsun
koynumdaki resminden haberi bile yok!
Yine de beddua edemem bey
Oğlumun karısı torunlarımın anası o.
Geçenlerde üst komşular geldi
Ne konuştuklarını duymayayım diye kapıyı üstüme kilitledi.
Duymadım duymadım lakin hissettim.
Düşkünler evine yatıracaklarmış önümüzdeki ay beni
Ne yalan söyleyeyim epey ağırıma gitti epey
Ha sen ne diyorsun bey?
Hani bir görünsen oğluna ne de olsa babasısın
Seni dinler.
Bu odada oturur vallahi hiç dışarı çıkmam.
Akide şekeri de istemem.
Masal da anlatmam artık çocuklara
Ne olur ayırmasınlar beni bu evden
Yaşayamam nefes bile alamam
Sana ait anılardan uzak ne yaparım ben ne yaparım?
Şu camın pervazında hayalin durur çekmecelerde el izin.
Bastonun hala duvarda asılı.
İstemiyorlar beni artık istemiyorlar hasılı.
Hey gidi günler hey
Hani diyorum bir çağırsan
Yoksa yoksa .
söylesene
sendemi unuttun beni bey
Sendemi unuttun beni bey?

selam ve dua ile...
Apr. 14
Geçenlerde bir sevgi buldum yolda...
Aldım onu yerden yavaşça,
Çatlamıştı her yeri...
Tozlanmış... Yıpranmıştı.
Ellerimle dokundum yavaşça...
Ürkekçe içine çekildi birden
Gülümsedim... Sıcak ve içten,
Üstündeki tozları temizledim dikkatle
"Acaba?" dedim kendi kendime...
Acaba eski haline getirebilir miyim?
Dikkatlice çantama yerleştirdim,
Artık eve gitmeliydim...
Onu görmek, dinlemek...
Ona dokunmak istedim delicesine...
Eve gidip odama kapandığımda,
Oturdum önce çantamın başına.
Açmasam daha mı iyi olur acaba?
Ya... Ya daha da kırılırsa...
Ona dokunmamı istemezse
Ya da sevmezse beni!
Hayır, yine de görmeliyim.
Günlerce... Evet, günlerce dinledim Onu
Bir gece güldüm,
Bir gece ağladım yaşadıklarına.
Ve... Ondan sonraki her gece sadece ağladım.
Üzgünüm sevgi,
Yaranı kapatamayacağım kadar kırmışlar seni.
Üzgünüm sevgi,
Belki ölüm senin için olacakların en güzeli...
Üzgünüm sevgi,
Parça parça yaşatılamayacak kadar bütünselsin.
Ve, üzgünüm sevgi...
Çünkü sen,
Ya hep güzelsin doyana dek,
Ya da bir bilinmeyensin sonsuza dek...

selam ve dua ile....
Apr. 14
JERİKO .wrote:
ANNEMLE HASBIHAL

Anne, zannetme ki günler geçti de
Değişti evvel ki hissim git gide
Bir hırçın çocuğum, değişmez huyum
Seneler geçse de ben yine buyum..

Senden umuyorum teselli yine
Bugün şefkatine muhabbetine
Zannedermisin ki yok ihtiyacım
Belki eskisinden daha muhtacım..

Dünyanın tükenmez kederlerinden
Kalbim kırılsada böyle derinden
Hayatım büsbütün ye'se kapılmaz
Teselli bulurum içimden biraz..

O derin sevgin hatırlarımda
Her gece hıçkıran dudaklarımda
Hasretle anılan senin adın var
Beni aldatmadı sevdi daima..

Gittikçe ruhumusaran bu humma
Başka sevgilerden yadigâr anne
Sevmeyen sevenden bahtiyar anne..

Sormaki başımdan çok şey geçtimi
Aah, eğer anlatsam sergüzeştimi
Nasıl terk edildim, nasıl aldatıldım
Anne aldatıldım, aah aldatıldım..

Belki her zamandan fazla severken
Bir lahza bahtiyar olayım derken
Bilmezsin kaç geceböyle ağladım
Şimdi tecrübem var artık anladım..

Aşk, o bir masalmış, yalanmış meğer
Seven bir kalp için sığınacak yer
Yalnız o kucakmış, yalnız o dizmiş
Anne, İnsanlar ne kadar merhametsizmiş..

Orhan Seyfi ORHON
Mar. 18
Kwrote:
Slm..
thanks. for joined with me..
hope you have a nice day.
Feb. 18
JERİKO .wrote:
Beni Ben Olduğum İçin Sev

Ben sana vurulmuşum
Ela gözlerine tutulmuşum
Nadir açan kardelen çiçeğim
İnan seni sen olduğun için seveceğim

Bak gözüm görmez oldu hiçbir şeyi
Ellerim tutmaz oldu başka bir eli
Nasıl kavuşacağım sana bilemiyorum gönlümün güzeli

Oturduğum yerde kalıyorum saatlerce
Lanet olsun bu gecelere
Düşünüyorum ıssız karanlık yerlerde
Umutsuzca seviyorum ben seni yinede
Gözlerime bir baksan anlayacaksın sevdiğimi
Unuttuğun aşkını hatırlayacaksın beni
Mağrur olma güzelim bir gün yanlız kalırsın benim gibi

İlk göz ağrımsın benim
Çatma kaşlarını bana güzelim
İnan yapamam ben sensiz yaşıyamam
Ne olur geri dön sevdiğim

Sev beni ben olduğum için
Ellerimi tut benim olduğu için
Ve öp dudaklarımı o büyük aşkımız için
............................./.................................
ALLAH(C.C.) YÂR VE YARDIMCIMIZ OLSUN..
HAPPY DAYS
TRABZONDAN SELAM VE SEVGİLER
Feb. 15
GEL EY GÖNÜLLERİN SULTANI

Gözlerimiz yollarda tükendik bittik
Ruhumuzu kaplayan ye’si sil artık
Yanaşacak ne bir dünya nede menzil
Tan yeri ağarırken vuslat güneşiyle gel
Kıyılara vuran yakamozlarla gel

Dönülmez bir uzun seferden
Sonbaharda düşen yapraklardan
Ufkumuz hep sensiz karanlıklardan
Ümitler yıkıldı beşeriyet ye’se kapıldı
Güneşimiz söndü yıldızlar kaydı

Tan yeri ağarırken vuslat güneşiyle gel
Toprak susuz çatladı ; tomurcuklar düştü
Tohumlar kimsesiz, belalar üşüştü
Senden kalan bahçeye baykuşlar üşüştü
Bülbüller sustu ; güller hep soldu

Yetimiz bekesiz kaldık diz üstü
her taraf virahanelere döndü sensiz
Sevenlerinin ne evi kaldı ne yurdu
Çiçeklerin üstünde lalelerle gel
Keremler hep öldüler, aslılar yasta

Ferhatlar kayıptır, Şirinler hasta
Mecnunlar avare, Leylalar gamda
Sevgiliden gelen buselerle gel
Bu uzun kabusun sonu var elbet
Karabasanlar rahata kalbet

Sonu olmayan hülyalarla gel
Sana söylenecek bir kaç dilek var
İstemiyoruz ne dünyayı nede bir yar,ı
Bizlerle olursan bize en büyük nimet
Gün doğmak üzere az daha gayret
Bir fecir zamanı dualarla gel...

admin:
garipyolcu2008@hotmail.com
sayfam:
http://www.vuslatgunesi.tr.gg
Dec. 18